Bookbot

Bir halkı savunmak

Ocena książki

Więcej o książce

Abdullah Öcalan İmralı Adası'ndaki cezaevinde kaleme aldığı bu eserinde, 1999 tarihinde yakalanmasının ardından cezaevindeki ağır tecrit koşullarında bir mahkumiyet yaşadığını, bununla birlikte hukuksal savunmaya devam etmesi nedeniyle çeşitli başvuruları olduğundan bahsetmektedir. Öcalan, bu süreç içerisinde gerek Türkiye mahkemeleri gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu hukuksal başvuruların „bireysel başvuruya“ indirgendiğini, fakat sorunun toplumsal ve siyasal etkenlere dayandığını ifade eder. Ardından toplumsallaşma üzerine görüşlerini açıklayan Öcalan, toplumsallığın insan türünün varlık koşulu olduğunu ve kendinden önceki insana en yakın familya olan primattüründen kopup insanlaşmasını sosyal bilimin en yakın gerçeği olduğunu ifade eder. Bununla birlikte „Yalnız birey yoktur. Toplumu yıkılmış birey olabilir, ama en azından bu birey bile yıkılmış toplumunun anılarıyla birlikte ayaktadır.“ sözleriyle insan türünün güç kazanmasını toplumsal düzeyiyle kurduğu ilişkiye bağlı olduğunu iddia eder.

Zakup książki

Bir halkı savunmak, Abdullah O. calan

Język
inny językIN
Rok wydania
2004
Oprawa
(miękka)
Jak tylko się pojawi, wyślemy Ci wiadomość e-mail.

Metody płatności

4,3
Bardzo dobra
8 Ocena

Brakuje nam tutaj Twojej recenzji.

Tytuł
Bir halkı savunmak
Język
inny język
Rok wydania
2004
Oprawa
miękka
ISBN10
3931885658
ISBN13
9783931885656
Ocena
4,25 z 5
Opis
Abdullah Öcalan İmralı Adası'ndaki cezaevinde kaleme aldığı bu eserinde, 1999 tarihinde yakalanmasının ardından cezaevindeki ağır tecrit koşullarında bir mahkumiyet yaşadığını, bununla birlikte hukuksal savunmaya devam etmesi nedeniyle çeşitli başvuruları olduğundan bahsetmektedir. Öcalan, bu süreç içerisinde gerek Türkiye mahkemeleri gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu hukuksal başvuruların „bireysel başvuruya“ indirgendiğini, fakat sorunun toplumsal ve siyasal etkenlere dayandığını ifade eder. Ardından toplumsallaşma üzerine görüşlerini açıklayan Öcalan, toplumsallığın insan türünün varlık koşulu olduğunu ve kendinden önceki insana en yakın familya olan primattüründen kopup insanlaşmasını sosyal bilimin en yakın gerçeği olduğunu ifade eder. Bununla birlikte „Yalnız birey yoktur. Toplumu yıkılmış birey olabilir, ama en azından bu birey bile yıkılmış toplumunun anılarıyla birlikte ayaktadır.“ sözleriyle insan türünün güç kazanmasını toplumsal düzeyiyle kurduğu ilişkiye bağlı olduğunu iddia eder.