Bookbot

İstanbul Hatırası

Ocena książki

Parametry

  • 723 strony
  • 26 godzin czytania

Więcej o książce

Byzantion'dan Istanbul'a uzanan, heyecan yuklu bir seruven... Sarayburnu'nda, Ataturk heykelinin ayaklarinin dibinde bir ceset, Avuclarinda antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hukumdar, yedi sikke, yedi kadim mekn. Ve tek bir gercek: Bu sehrin gizemli tarihi. "Sehre bakiyorduk denizden. Sisler icindeydi Istanbul... Sisler icinde deniz... Sisler icinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi gorulen, Ayasofya'nin kubbesi, Topkapi Sarayi'nin kuleleri. Hic yagmalanmamis, yikilmamis, kirletilmemis gibiydi sehir. Bembeyaz bir sisle ortmustu doga, ne varsa goruntuyu cirkinlestiren. Gunes dogmadan bir anligina beliren bir hayal gibi... Buyulu bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmus bir kent gibi... Taze bir baslangic gibi... Genc, umutlu, guzel... Istanbul’a bakiyorduk denizden. Olulerimizin yuzlerine bakiyorduk... Onlarin gozlerindeki kendi kederimize. Caresizligimize bakiyorduk, avuclarimizda buyuyen zavalliliga, kanimizda filizlenen korkakliga... Elimizden alman hayata bakiyorduk... Gunesli gunlerimize, umut dolu sabahlara, eglenceli bahar aksamlarina... Sonen anilarimiza bakiyorduk, olen hayallerimize, yikilan duslerimize... Sonen anilarimizi, olen hayallerimizi, yikilan duslerimizi yuklenip yorgun bir silep gibi bizden uzaklasan sehrimize... Sehrimizle birlikte yitirdigimiz kendimize bakiyorduk..." (Tanitim Bulteninden)

Zakup książki

İstanbul Hatırası, Ahmet Ümit

Język
Rok wydania
2017
Oprawa
(miękka)
Jak tylko się pojawi, wyślemy Ci wiadomość e-mail.

Metody płatności

4,2
Bardzo dobra
6001 Ocena

Brakuje nam tutaj Twojej recenzji.

Tytuł
İstanbul Hatırası
Język
turecki
Rok wydania
2017
Oprawa
miękka
Liczba stron
723
ISBN10
6051851356
ISBN13
9786051851358
Seria
Pierwsze wydanie
2010
Oryginalna nazwa
İstanbul Hatırası
Ocena
4,15 z 5
Opis
Byzantion'dan Istanbul'a uzanan, heyecan yuklu bir seruven... Sarayburnu'nda, Ataturk heykelinin ayaklarinin dibinde bir ceset, Avuclarinda antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hukumdar, yedi sikke, yedi kadim mekn. Ve tek bir gercek: Bu sehrin gizemli tarihi. "Sehre bakiyorduk denizden. Sisler icindeydi Istanbul... Sisler icinde deniz... Sisler icinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi gorulen, Ayasofya'nin kubbesi, Topkapi Sarayi'nin kuleleri. Hic yagmalanmamis, yikilmamis, kirletilmemis gibiydi sehir. Bembeyaz bir sisle ortmustu doga, ne varsa goruntuyu cirkinlestiren. Gunes dogmadan bir anligina beliren bir hayal gibi... Buyulu bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmus bir kent gibi... Taze bir baslangic gibi... Genc, umutlu, guzel... Istanbul’a bakiyorduk denizden. Olulerimizin yuzlerine bakiyorduk... Onlarin gozlerindeki kendi kederimize. Caresizligimize bakiyorduk, avuclarimizda buyuyen zavalliliga, kanimizda filizlenen korkakliga... Elimizden alman hayata bakiyorduk... Gunesli gunlerimize, umut dolu sabahlara, eglenceli bahar aksamlarina... Sonen anilarimiza bakiyorduk, olen hayallerimize, yikilan duslerimize... Sonen anilarimizi, olen hayallerimizi, yikilan duslerimizi yuklenip yorgun bir silep gibi bizden uzaklasan sehrimize... Sehrimizle birlikte yitirdigimiz kendimize bakiyorduk..." (Tanitim Bulteninden)