Bookbot

Yalancı Jakob

Ocena książki

Parametry

  • 224 strony
  • 8 godzin czytania

Więcej o książce

Ünlü yazar Jurek Becker’ın Kalpsiz Amanda’dan sonra yeni bir kitabını yayımlıyoruz: Yalancı Jakob. Becker bu kitapta Nazi Almanyası’nda yaşanan dehşetin ve acının hikâyesini farklı bir boyutta anlatır. Anlatılan bir katliam ya da direniş hikâyesi değil; melankolik, sessiz ve edebi bir kurguyla geleceği olmayan bir gettoya sıkışan insanların çaresizlikleri, tükenmişlikleridir... Nazilerin kuşatması altında hayatın bir kapana dönüştüğü gettoda her şey korku ve umutsuzluğun egemenliği altındadır. Aşağılanarak yaşamak istemeyenler için tek seçenek aşağılanarak ölmektir. Salt Naziler değil, hayat da onları hor görmektedir: “İnsan keşke minicik bir fare olabilse, fare kadar göze batmayan, fare kadar ufak ve sessiz. Ya sen nesin? Emirlere göre sen bir bitsin, tahtakurususun, hepimiz tahtakurusuyuz...” Getto sakinlerinden Jakob korku ve aşağılanmanın ağırlığıyla hayatını sürdürmeye çalışırken, bir gün tesadüfen öğrendiği bir haber, kontrolünden çıkıp umut dağıtan bir yalana dönüşür. Jakob “merhamet yalancısı” olur. Yalan, intiharları önlemeye, bir umut esintisi sokaklarda dolaşmaya, geleceğe dair düşler kurulmaya başlanır. Artık yalan yaşatmakta, gerçek öldürmektedir... Yalın ve dokunaklı bir üslupla yazılmış olan bu roman yüzyılımızın en utanç verici, en kanlı soykırımına çok küçük bir pencereden bakıştır. Ve bize, çaresizliğin dünyasında “yalan” ve “umut”un büründüğü yeni rolleri anlatır...

Zakup książki

Yalancı Jakob, Jurek Becker

Język
Rok wydania
2018
Oprawa
(miękka)
Jak tylko się pojawi, wyślemy Ci wiadomość e-mail.

Metody płatności

3,9
Bardzo dobra
1195 Ocena

Brakuje nam tutaj Twojej recenzji.

Tytuł
Yalancı Jakob
Język
turecki
Rok wydania
2018
Oprawa
miękka
Liczba stron
224
ISBN10
9755392009
ISBN13
9789755392004
Seria
Kategorie
Ocena
3,85 z 5
Opis
Ünlü yazar Jurek Becker’ın Kalpsiz Amanda’dan sonra yeni bir kitabını yayımlıyoruz: Yalancı Jakob. Becker bu kitapta Nazi Almanyası’nda yaşanan dehşetin ve acının hikâyesini farklı bir boyutta anlatır. Anlatılan bir katliam ya da direniş hikâyesi değil; melankolik, sessiz ve edebi bir kurguyla geleceği olmayan bir gettoya sıkışan insanların çaresizlikleri, tükenmişlikleridir... Nazilerin kuşatması altında hayatın bir kapana dönüştüğü gettoda her şey korku ve umutsuzluğun egemenliği altındadır. Aşağılanarak yaşamak istemeyenler için tek seçenek aşağılanarak ölmektir. Salt Naziler değil, hayat da onları hor görmektedir: “İnsan keşke minicik bir fare olabilse, fare kadar göze batmayan, fare kadar ufak ve sessiz. Ya sen nesin? Emirlere göre sen bir bitsin, tahtakurususun, hepimiz tahtakurusuyuz...” Getto sakinlerinden Jakob korku ve aşağılanmanın ağırlığıyla hayatını sürdürmeye çalışırken, bir gün tesadüfen öğrendiği bir haber, kontrolünden çıkıp umut dağıtan bir yalana dönüşür. Jakob “merhamet yalancısı” olur. Yalan, intiharları önlemeye, bir umut esintisi sokaklarda dolaşmaya, geleceğe dair düşler kurulmaya başlanır. Artık yalan yaşatmakta, gerçek öldürmektedir... Yalın ve dokunaklı bir üslupla yazılmış olan bu roman yüzyılımızın en utanç verici, en kanlı soykırımına çok küçük bir pencereden bakıştır. Ve bize, çaresizliğin dünyasında “yalan” ve “umut”un büründüğü yeni rolleri anlatır...